11 Mart 2010 Perşembe

92′lik dede Baykal’ı kurtarabilir mi?

Yazar: Prof. Osman ÖZSOY Tarih: 28 Haziran 2009 Kategori: Köşe Yazarları.
Bu haberin yorumlarını RSS ile takip edebilirsiniz: RSS 2.0                           YAZI BOYUTU: 12 14 16 18

osman-ozsoy

Prof. Osman ÖZSOY
yazaramesaj@gmail.com

CHP lideri Deniz Baykal 12 Eylül 1980 darbesini gerçekleştiren askerlerin yargılanması için Anayasa değişikliği önerisini gündeme getirdi. Başbakan Erdoğan?ın cevabı ?sulu işler bunlar? oldu.
Baykal?ın tam da bu zamanda bunu neden yaptığını izah edeceğim. Ama önce hesabı Allah?a kalanlardan söz etmek gerekiyor.
Malum, 12 Eylül darbesini gerçekleştiren ve ihtilalden sonra Milli Güvenlik Konseyi adını alan heyette 5 kişi vardı. Genelkurmay Başkanı Kenan Evren darbeden sonra devlet başkanı olurken, darbeyi gerçekleştiren ekipte yer alan Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri komutanları ile Jandarma Genel Komutanı Milli Güvenlik Konseyi üyesi oldular. Bu 5?li ekip yasama, yürütme, yargı tüm erklerin başına oturdular. Ağızlarından çıkan bir bakıma kanundu.
Genelkurmay Başkanı sıfatı ile darbeyi gerçekleştiren ekibin başı olan 1917 doğumlu Kenan Evren şu an 92 yaşında. İzmir?de yaşıyor.
Dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya şu an 84 yaşında..
Deniz Kuvvetleri Komutanı Nejat Tümer 85 yaşında?
Kara Kuvvetleri Komutanı Nurettin Ersin 2005 yılı Ekim ayında öldü.
Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sedat Celasun 1998 yılı Temmuzunda öldü.
Yani CHP?nin ?yargılansınlar? diye ülkeyi ayağa kaldırdığı isimlerden ikisi çoktan öldüler. Mahkemeleri ahirete kaldı. Hayatta olan diğer 3 kişinin yaşları ise 84, 85, ve 92.
Sayın Erbakan için çıkarılan ama neticede yasa olduğu için şartları uyan herkese teşmil olan bir uygulama var biliyorsunuz. 5485 sayılı “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunu’da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, 65 yaşını bitirmiş kişilerin mahkum oldukları 6 ay, 70 yaşını bitirmiş kişilerin mahkum oldukları 1 yıl, 75 yaşını bitirmişlerin ise mahkum oldukları 3 yıl yada daha az süreli hapis cezasının, mahkeme kararıyla konutlarında çektirilmesini içeriyor.
12 Eylül paşalarının hükümeti ve Meclis?i devirme suçundan yargılanmaları gerekeceği için cezalarının anılan sürelerden fazla olması söz konusu olsa da, hatta cezalandırılsalar bile, tıpkı Sayın Erbakan gibi ağır sağlık koşulları nedeniyle cumhurbaşkanı tarafından cezalarının affedilmesi uzak ihtimal değil.
Kanun kanundur. Suçun niteliği ne olursa olsun kanun önüne herkes eşittir. Bunlar darbeci diye devlet elbette mahkumunu süründürmez. Kısacası Paşalar ceza alsalar bile kalan ömürlerini evde televizyon seyrederek geçirebilirler. Hayatlarında değişiklik olmaz.
Haliyle denilecektir ki, darbecilerin yargılanmasının ibreti alem olsun diye sembolik değeri var. İşte tam da bu noktadan Baykal?ın önerisini ve niyetini açma konusuna gelebiliriz.
Eğer Baykal samimi ise?
Kamuoyu, ortaya çıkan belge, bilgi ve bulgularla Ergenekon dava sürecinde giderek daha da ikna olmaya başladı. Toplum işin içinde kirli bir iş olduğunu büyük ölçüde gördü. Hele Danıştay saldırısı gibi bu topraklarda işlenmiş en alçakça suçun Yargıtay kararı ile Ergenekon dava süreci ile birleştirilmesi genel havayı değiştirdi.
Baykal bir bakıma açığa düştü. Doğal müttefikleri birer birer kendisini terk etmeye başladı. Cumhuriyet mitinglerinin de eski etkisini kaybetmesi Baykal?ın cesaretini biraz daha kırdı. Hükümeti devirmeye yönelik kumpaslar çevirdiği artık aşikar olmuş bir hüviyet kazanan illegal yapılanmayı eskisi kadar gür savunamamaya başladı.
Sözün kısası Baykal darbeciler aynı karede göründü ve öyle algılandı. Oluşan medya çeşitliliği içinde kamuoyu nezdinde daha fazla yıpranmamak için askerin de bir adım geri çekilmesi Baykal?daki yalnızlaşma duygusunu artırdı.
Üzerinde yapışıp kalan darbeci etiketinden kurtulmak isteyen Baykal bu imajdan sıyrılmak için 12 Eylül?ü yapanlar yargılansın çıkışı yaptı.
Fakat Baykal için artık çok geç? İnandırıcılığını büyük ölçüde yitirdi. 92?lik dedeyi yargı önüne çıkarmaya kalkması Baykal?ın yitirdiği demokrat imajı geri kazanmasını asla sağlamaz. İçine düştüğü çukurdan kurtarmaz. Daha doğrusu bu imaj yenilemeyi asla 12 Eylül üzerinden ve bir kısmı ölüp gitmiş zevatı kullanarak yapamaz.
Eğer Baykal son çıkışında samimi ise hala darbe heveslisi arayış, çaba, eylem, fırsat kollama düşüncesinde olan yaşayan darbeci zihniyete karşı dik durarak göstersin tavrını.
Yakın tarihli andıçların hesabını sorsun. 28 Şubat?taki antidemokratik girişimlerin faillerinin hesap vermesini gündemine alsın. 12 Eylülcü paşaların yargılanmasını sağlayacak Anayasa değişikliği yerine, güya darbelere gerekçe olan meşhur koruma ve kollama maddesi hakkında değişiklik önersin, rejimi korumak Meclis?in, hükümetin ve milletin üzerine bir borçtur, üstüne vazife olmayan kurumlar durumdan vazife çıkaramazlar desin.
27 Mayıs bu ülkenin tarihinde bir ayıptır. TSK, 27 Mayıs ve 12 Eylül mağduru ailelerden ve milletten kurum olarak özür dilemelidir desin.
Sözü uzatmaya gerek yok. Baykal?ın alnına yapışan darbeci etiketi, 90?luk dedeleri mahkeme önünde süründürerek, o görüntüden demokrat tavır devşirerek asla düzelmez.
Tekrar ediyorum, niyetinde samimi ise, şu an ortalarda dolaşan ve hala ara rejim heveslisi olan çevrelere karşı dik durarak göstersin tavrını.
Yoksa gerisi boştur.
(Not: Ertuğrul Özkök dün Kenan Evren Paşa ilgili güzel bir değerlendirme yazısı yazdı. Bir gün Sayın Baykal için o tür bir yazı kaleme alınabileceğini düşünmek bile şu saatten sonra artık güçtür. O yazı Baykal?a ders olmalı.)

Haber 7

Yazarın tüm yazıları



5 defa okundu.      Haberi Yazdır    

Diğer Haberler

Bu habere yapılan yorumları dilerseniz, RSS 2.0 beslemesini kullanarak takip edebilirsiniz.

HABERE YORUM YAPIN

Yorumunuz *


Resimdeki hesaplama işleminin sonucunu alttaki kutuya giriniz.
Bu rakamları okuyamıyorsanız dinlemek için tıklayınız (EN)